Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Nurcan Taylan ve dopingle mücadele konusunda önemli açıklamalar yaptı. Samsun’da katıldığı 2017 Dünya İşitme Engelliler Olimpiyatları bilgilendirme toplantısında konuşan Bakan Kılıç, dopingle mücadele konusunda Türkiye'nin tutumunun net olduğunu ifade etti.Daha önce iki kez dopingli çıkan ve ağır cezalar alan halterci Nurcan Taylan'ın biyolojik pasaportunda "yasaklı madde" çıkması üzerine açıklama yapan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, doping konusu hakkında hiçbir müsamaha göstermeyeceklerini, spor hayatının tamamen bitmesinin bir sporcuya verilecek en büyük ceza olduğunu kaydetti.Göreve geldikleri ilk günden bu yana doping ile mücadele ettiklerinin altını çizen Bakan Akif Çağatay Kılıç, dopinge karşı sıfır tolerans duruşunun, ülke olarak ortaya konulan bir duruş olduğunu kaydetti.
Nurcan Taylan'ın, 2008 Pekin Olimpiyatları’nda doping oranlarının sıfır olduğunu hatırlatan Bakan Kılıç, sonraki yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı, "Orada kendisinden alınan numune kontrollerinde herhangi bir uygunsuz maddeye rastlanmamıştı. Daha Uluslararası Atletizm Federasyonu Başkanı Sayın Lamine Diack’ın istifa süreciyle sonuçlanan bir skandal dönem yaşandı. Burada, maddi gelirler karşısında bir takım olumsuzlar ve sportmenlik dışı hareketlerin yapıldığı, dopingle alakalı numunelerde ve testlerde oynamalar gerçekleştiği iddiaları oldu. World Anti-Doping Agency (WADA)’nın raporunun da sonrasında Lamine Diack, istifa etmek durumunda kaldı. Bu süreçten başlayan ve çok ünlü sporcuların da bir takım yasaklı maddelere yakalanmış olarak devam eden süreçte Uluslararası Olimpiyat Komitesi 2016 Rio Olimpiyatları öncesi çok ciddi bir çalışma ile 2008, 2012 yaz olimpiyatlarıyla ilgili numuneleri tekrar hızlı bir şekilde gözden geçirme kararı aldı. Maalesef 2008 Pekin Olimpiyatları’nda Nurcan Taylan, yeni çıkan inceleme imkanları doğrultusunda yapılan aramalarda olumsuz bir sonuçla karşılaştı. Nurcan Hanım, sporcumuz olarak bir hazırlık evresi geçiriyordu. Ancak bizim 2016 Rio Olimpiyatları'na katılım noktasındaki takım katılım listemiz henüz bildirilmemiş durumda. Dolayısıyla bizim bununla alakalı uluslararası çalışmaları takip ediyoruz'' dedi.Doping yapan sporculara uygulanan en ağır cezanın spordan men edilmesi olduğunu hatırlatanKılıç, “Doping ile yakalanırsanız, bunun cezasını sonuna kadar çekersiniz. Sizin bu noktada herhangi bir şekilde bunu yapmamanız için de her türlü mücadeleyi veriyoruz ve vereceğiz. Hem numunelerin alınıp incelenmesi konusunda, Türkiye’deki laboratuvarımızın WADA akreditasyonuna gelmesi konusunda ve süreç devam ederken olimpiyatlara hazırlanan sporcularımızın incelenmesi noktasında hiç müsamahamız yok. Biz sorunlu gördüğümüz bazı arkadaşlarımızı da olimpiyat havuzundan ayırdık. Bunlar gelecek anlamında sporla devam edemiyorlar. Artık o sporu ve sporu bırakmak zorunda kaldılar. Bunlara şu anda kamuoyunda kimse bilmiyor. Biz mücadelemizi mahremiyet içerisinde sürdürüyoruz. Tüm federasyonlarımız bu noktada üstüne düşen görev yapmak zorundadırlar. Tekrar kendilerini bunu hatırlatıyorum. Sporcularımızın olumsuz bir konuyla anılması hepimizi üzüyor. Bu konuların olmamasını istiyoruz. Ama olduktan sonra da onların isimlerini sürekli sürekli gündeme getirmek doğru değil. Bunun haberi 1 kere yapılır, 2 kere yapılır. Zaten gerekli önlemler alındıktan sonra, uluslararası kurallar da uygulandıktan sonra artık o insanımızın kendi vicdanıyla baş başa kalması en doğrusudur. Zaten sportif hayatı biten bir sporcuya herhalde daha büyük bir ceza düşünemiyorum” ifadelerini kullandı.
Nurcan Taylan'ın, 2008 Pekin Olimpiyatları’nda doping oranlarının sıfır olduğunu hatırlatan Bakan Kılıç, sonraki yaşanan gelişmeleri şöyle anlattı, "Orada kendisinden alınan numune kontrollerinde herhangi bir uygunsuz maddeye rastlanmamıştı. Daha Uluslararası Atletizm Federasyonu Başkanı Sayın Lamine Diack’ın istifa süreciyle sonuçlanan bir skandal dönem yaşandı. Burada, maddi gelirler karşısında bir takım olumsuzlar ve sportmenlik dışı hareketlerin yapıldığı, dopingle alakalı numunelerde ve testlerde oynamalar gerçekleştiği iddiaları oldu. World Anti-Doping Agency (WADA)’nın raporunun da sonrasında Lamine Diack, istifa etmek durumunda kaldı. Bu süreçten başlayan ve çok ünlü sporcuların da bir takım yasaklı maddelere yakalanmış olarak devam eden süreçte Uluslararası Olimpiyat Komitesi 2016 Rio Olimpiyatları öncesi çok ciddi bir çalışma ile 2008, 2012 yaz olimpiyatlarıyla ilgili numuneleri tekrar hızlı bir şekilde gözden geçirme kararı aldı. Maalesef 2008 Pekin Olimpiyatları’nda Nurcan Taylan, yeni çıkan inceleme imkanları doğrultusunda yapılan aramalarda olumsuz bir sonuçla karşılaştı. Nurcan Hanım, sporcumuz olarak bir hazırlık evresi geçiriyordu. Ancak bizim 2016 Rio Olimpiyatları'na katılım noktasındaki takım katılım listemiz henüz bildirilmemiş durumda. Dolayısıyla bizim bununla alakalı uluslararası çalışmaları takip ediyoruz'' dedi.Doping yapan sporculara uygulanan en ağır cezanın spordan men edilmesi olduğunu hatırlatanKılıç, “Doping ile yakalanırsanız, bunun cezasını sonuna kadar çekersiniz. Sizin bu noktada herhangi bir şekilde bunu yapmamanız için de her türlü mücadeleyi veriyoruz ve vereceğiz. Hem numunelerin alınıp incelenmesi konusunda, Türkiye’deki laboratuvarımızın WADA akreditasyonuna gelmesi konusunda ve süreç devam ederken olimpiyatlara hazırlanan sporcularımızın incelenmesi noktasında hiç müsamahamız yok. Biz sorunlu gördüğümüz bazı arkadaşlarımızı da olimpiyat havuzundan ayırdık. Bunlar gelecek anlamında sporla devam edemiyorlar. Artık o sporu ve sporu bırakmak zorunda kaldılar. Bunlara şu anda kamuoyunda kimse bilmiyor. Biz mücadelemizi mahremiyet içerisinde sürdürüyoruz. Tüm federasyonlarımız bu noktada üstüne düşen görev yapmak zorundadırlar. Tekrar kendilerini bunu hatırlatıyorum. Sporcularımızın olumsuz bir konuyla anılması hepimizi üzüyor. Bu konuların olmamasını istiyoruz. Ama olduktan sonra da onların isimlerini sürekli sürekli gündeme getirmek doğru değil. Bunun haberi 1 kere yapılır, 2 kere yapılır. Zaten gerekli önlemler alındıktan sonra, uluslararası kurallar da uygulandıktan sonra artık o insanımızın kendi vicdanıyla baş başa kalması en doğrusudur. Zaten sportif hayatı biten bir sporcuya herhalde daha büyük bir ceza düşünemiyorum” ifadelerini kullandı.









