Bakan Soylu, mecliste HDP’yi yerin dibine soktu

Bakan Soylu, mecliste HDP'yi yerin dibine soktu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM'de 2021 ılı bütçe görüşmelerinde bakanlık çalışmaları hakkında bilgi verirken, terör örgütünün siyasi bağlantısı HDP'yi yaptığı konuşma ile yerin dibine soktu, gerçek yüzlerini herkese haykırdı.

12 Aralık 2020 - 23:38 - Güncelleme: 13 Aralık 2020 - 01:36
Sponsorlu Bağlantılar---

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun TBMM'de yaptığı konuşma Türkiye gündemine oturdu.

2021 yılı görüşmeleri sırasında kendi bakanlığı hakkında konuma yapan Bakan Soylu, HDP'nin sataşmalarına er ağır şekilde cevap verdi. Elindeki bilgileri ve fotoğraflarla terör örgütünün siyasi bağlantısı olarak nitelendiği HDP milletvekillerine seslenen Soylu, HDP ve terör bağlantısına vurgu yaptı.

Konuşmadan satır başları:

"Örgüte istihbarat sağlayan, belediye kepçesiyle çukur, barikat kazan, belediye aracıyla terörist cenazesi kaldıran, bombalı eylem yaptıran, teröristin adını cadde ve sokaklara veren, belediye binasında roketatar ve silah depolayan, arka odadaki Kandil'in müfettişinden talimat alan adamlara, elinde silah yok ve mağarada yaşamıyor diye göz yummuyoruz."

"Teröriste terörist diyoruz, destekçisine de terörist diyoruz; ihbarcısına, işbirlikçisine, çocukları kandırıp dağa gönderen belediye başkanına terörist diyoruz; İmralı'daki devrik terörist başına terörist diyoruz. Koltuğu için birbirini yiyen Edirne'deki Demirtaş'a da, Karayılan'a da, tecavüzcü Biçirpinin Duran Kalkan'a da terörist diyoruz."

Meclis kürsüsünden yapılan konuşmanın tam metni 

Siz laf atıyorsanız, tırnakçılığa alışmışsınız canım zaten, milletvekiliniz adamın cebindeki telefonu çalıyor, telefonu, laf atma.

Laf atma bana, başka bir şey daha söyleyeyim: Bak, o telefonu asit kuyusuna atsan da içindekileri çözebilecek teknolojiye ulaştık biz, Amerika'da yok, Amerika'da. 

Yine 6284 sayılı Kanun kapsamındaki kadın cinayet sayısı geçen yıl 8 Aralık itibarıyla 319'du, bu yıl yüzde 22 azalışla 249'dur; biri bile fazladır. Biliniz ki çok fazla uzatmayacağım bu bahsi ama en çok uğraştığımız bahis bu bahistir ve burada bir taraftan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı; -onun liderliğinde- ardından Milli Eğitim Bakanlığı; ardından Adalet Bakanlığı; bizler ve Diyanet İşleri'yle birlikte bu meseleyi Türkiye'nin gündeminden çıkarabilmek için büyük bir gayret ortaya koyuyoruz. Ve yine cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu ve suç geliri operasyonu olan Bataklık Operasyonu 2020 yılı içinde yapılmıştır. Bu yıl uyuşturucu suçlarında gözaltı 209 bindir, dikkat edin bu rakama, 22 bin 518 kişi tutuklanmış hâlen uyuşturucu suçlarından tutuklu bulunanların sayısı 83 bin 675'tir. Yine bu mücadeleyle 2017'de 941 olan uyuşturucu bağlantılı can kaybı sayısı -Adli Tıp Kurumu rakamıdır- yüzde 64 azalışla 2019'da 342'ye gerilemiştir. Bu yılın ilk on aylık rakamı ise 143'tür. Buradan söylüyorum, teröriste ne muamele yapıyorsak, uyuşturucu satışına da aynı muameleyi yapmak yeminimizdir, ahdîmizdir. Anneleri, çocukları bunlardan kurtarabilmek, gelecek nesillerimizi bunlardan kurtarabilmek bizim en büyük ama en büyük felsefemizdir. 

Nüfus ve vatandaşlık hizmetlerinde çok ciddi bir mesafe aldık. Bugün yeni kimlik kartı verilmesinde tüm nüfus müdürlüklerinde müracaattan itibaren büyükşehirlerde 1 artı 1 günde, Anadolu'nun diğer vilayetlerinde 3 artı 1 günde hepsini verebiliyoruz. Sizde pasaport alıyorsunuz, nüfus kağıdı alıyorsunuz, ehliyet alıyorsunuz Türkiye'nin bugün bu konuda elde ettiği mesafe dünyanın birçok ülkesinde yok ve göreceksiniz bu bizim en önemli ihraç kalemlerimiz olacak, burada elde ettiğimiz teknoloji. 2016'dan bugüne kadar yaklaşık 61 milyon vatandaşımızın kimlik kartını dağıttık ve yine ifade edeyim nüfus işlerinde dünya ölçeğinde bir devrim yaptık. Yeni markalar üretmeye devam ettik, geçtiğimiz yıllarda KADES'e -ki 1 milyona ulaşıyor- yaklaşık 60 bin ihbar geldi, 30 bininin gerçek ihbar olduğu… Üç dakikada, dört dakikada polis ekiplerimiz gidiyor; bunun için yüce Meclisimizden de yardım istiyoruz, destek istiyoruz. Sadece kadınlar girebiliyor, erkekler KADES'İ indiremiyorlar ve inanıyorum ki… Yani şiddet görüp görmemek önemli değil; bir de şunu düşünün, şiddet gören birisini yanında gördüğünüz an, hemen bir tek tuşa bastığınızda, dört dakika sonra… Dünyanın hiçbir ülkesinde devletin oluşturduğu ve özel sektörün oluşturduğu böyle bir kabiliyet söz konusu değildir; eğer bulursanız örnek olarak, gösterin.

Yine "Uyuma" "Açık Kapı" "Kırmızı Düdük" "Güven Masası" gibi markalar ve birçok marka geçen yılın markasıydı. Yeni marka ve projeler ürettik. Uyuşturucuyla mücadeleye "En İyi Narkotik Polisi; Anne" siber güvenlikte "SiberAy" çevre ve hayvanlara karşı işlenen suçlar için "HAYDİ" kendimizi görmek için dijital memnuniyet anketi, afetlere müdahalede yeni gücümüz "Polis Arama Kurtarma" timi kurduk; aynen JAK gibi, bu da PAK; o da Türkiye'de çok önemli bir alan ortaya koyacak. Özel harekât eğitimleri için -dünyada 4 ülkede var- "SATEM" ve yine salgın sürecinde kısıtlamaya tabii vatandaşlarımız için kurulan Vefa Sosyal Destek Hattı bu yılki markalarımızdandır.

Yine, önemli bir şey daha söyleyeyim: E-devlet Projesi'nde Hükûmetimiz Türkiye'ye çağ atlatmıştır. Sadece e-bilişim, e-devlet, teknoloji, verimlilik ve üretimde ortaya koyduğumuz kaynaklardan elde ettiğimiz tasarruf 2020 yılı içerisinde şu saate kadar 9,1 katrilyondur. 

Değerli milletvekilleri, eskiye göre çok önemli bir farkımız var, artık hiçbir probleme tek gözlükle bakmıyoruz. Mesela kırk yıldır mücadele ettiğimiz PKK terör örgütüne karşı artık sadece silahlı mücadele yürütmüyoruz. Arkasındaki destekle, hem sebep olup hem de sömürdükleri doğu ve güneydoğunun geri kalmışlığı ve yalnızlaştırılmasıyla da mücadele ediyoruz. Örgüte istihbarat sağlayan, belediye kepçesiyle çukur kazan, belediye aracılığıyla terörist cenazesini kaldıran, bombalı eylem yaptıran, teröristin adını cadde ve sokaklara veren, belediye binasında roketatar ve silah depolayan, arka odadaki Kandil'in müfettişinden talimat alanlara, elinde silah yok ve mağarada yaşamıyor diye göz yummuyoruz artık. 

İspanya Batasuna'ya ne yapmışsa biz onu yapıyoruz. İspanya Yüksek Mahkemesi Batasuna'yı kapatırken demişti ki: Şiddetin kınanmasının reddedilmesi ve bunun diğer bütün partiler tarafından kınanırken yapılmaması terörizme örtülü bir destek anlamına gelir. Hani birileri bugün PKK'yı kınayamıyor ya. Batasuna avukatları AİHM'e itiraz edince AİHM'de net bir cevap verdi, dedi ki: Ön gerekçe bu değil ama tek

İşte, biz meseleye böyle bakıyoruz. İtalya'da olan biten bizdekinin aynısıydı. 2013'te 38, 2018'de 43, 2019'da 45 belediyenin seçimle gelmiş yöneticilerini kirli ilişkileri, ağları nedeniyle İtalya'da yerine kayyum atadılar. Ne dünyadan ne muhalefetten kimsenin gıkı çıkmadı, kimse kalkıp geçmiş olsuna gitmedi, kınama beyanları yapmadı… 

Biz kimseye Yunanistan'da Altın Şafak Partisi'ne yapılandan, İspanya'da, İtalya'da yapılandan, Fransa'da yapılandan, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ndeki ilkelerden, Venedik Kriterleri'nden farklı bir muamele yapmıyoruz. Teröriste, terörist diyoruz; destekçisine de terörist diyoruz. İhbarcısına, işbirlikçisine, çocukları kandırıp dağa gönderen belediye başkanına terörist diyoruz, İmralı'daki devrik terörist başına terörist diyoruz. Ve koltuğu için birbirini yiyen Edirne'deki Demirtaş'a da Karayılan'a da tecavüzcü bir Biçirpinin Duran Kalkan'a da terörist diyoruz.

Size soruyorum: Sabahtan beri Kandil'de elinize yazılıp verilmiş metinleri dinliyorum, Hiç birinde Demirtaş'ın ismi geçmiyor. Ne oldu Demirtaş'ı açığa mı aldınız? Açığa mı aldınız Demirtaş'ı? 

PKK'nın haber ajansından çocuk kandırıp gibi yaptığınız düzmece haberler bize sökmez. PKK bağlantısından görevden aldığımız belediye başkanlarına, bazı belediye başkanlarının daha koltuğuna oturmadan koşa koşa bu belediyelere geçmiş olsuna gitmesi, bizi Yunanistan'a şikâyet etmesi, bizi Avrupa'ya şikâyet etmesi bize sökmez. Nereden zuhur ettiği belli olmayan dünün acizlerinin, yeni partilerinin karşı mahalleye yaranmak için yaptıkları açıklamalar yargıya "sopa" diyerek itibarsızlaştırmaya çalışmaları bize sökmez. Onlardan PKK'ya ne deva olur, ne de gelecek olur. 

Sizin az buçuk haysiyetiniz olsa şu siviller için bir gün başsağlığı dilerdiniz. Haysiyetsizler, haysiyetsizler, haysiyetsizler.

Bu çocukların hesabını vereceksiniz, bu çocukların hesabını vereceksiniz. Terörist onlar… Bu çocukların hesabını vereceksiniz.
 
Bunlar emekçi, hiç utanmıyorsunuz değil mi? İşçi bunlar, işçi, alın teriyle para kazanmak isteyenler. PKK'nın kölesi olmuşsunuz. 

Sayın Engin Altay, biraz önce burada bir cümle ettiniz, dediniz ki: "Siz HDP'yi kriminalize etmeyin." HDP'yi biz kriminalize etmiyoruz, etmeyiz de zaten. HDP'yi kim kriminalize ediyor biliyor musunuz? Lütfen, bazen üstü örtülü, açık, beraber olduğunuz HDP'yi korumak için böyle bir söz söylemeyin. HDP'yi kriminalize eden PKK terör örgütünün kendisidir, kendisidir, kendisidir.

Şu 28 şehidin, sivil şehidin, işçinin hesabını vermek durumundasınız.

Sayın milletvekilleri, bunların içerisinde Kürt de var, bunların içerisinde Alevi de var, bunların içerisinde bizim insanlarımız var. Size bir şey söyleyeceğim, istismar edemeyeceksiniz. Kürtler de, Aleviler de bu ülkenin çimentosudur, çimentosudur, çimentosudur

Sen bu resimlere bak, çocuk terörist bunlar, çocuk. Çocuk terörist. Bunların kim olduğunu biliyor musunuz?

 Çocuk terörist bunlar, çocuk. Bunların kim olduğunu biliyor musunuz? Bunlar, sizin burada PKK'nın sözcülüğünü yaptığınız terör örgütünün, annelerin evlatlarını, çocuklarını kaçırıp ellerine silah verdikleri çocuklarımız.

Şu, size değil, bu, kime biliyor musunuz? Bu da PYD. Bakın, "YPG" yazıyor burada. Burada da o terörist elebaşı, hain adam Apo'nun resmi var.

Bakın, YPG. Bunu sizin gözünüzü sokmuyorum, "PYD'yle PKK aynı." diyen Amerika ile Avrupa'nın gözüne girsin bu resim, gözüne girsin.

Peki, şu? Bu, Diyarbakır Annesi Ayşegül Biçer'in evini yakmak için talimat veren, PKK'nın yaptığı herzedir, herze. Yazıklar olsun be! Evladını aldığınız yetmedi, evini yakıp canlı canlı, diri diri toprağa gömeceksiniz. Size yazıklar olsun. 

Kimse kusura bakmasın. Biz, yaptığımız işin, verdiğimiz kararın, ortaya koyduğumuz mücadelenin doğru olup olmadığını anlamak için millete bakarız, eldeki sonuçlara bakarız. AK PARTİ hükûmetleri on sekiz yıldır Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da umutsuzluğu sildi, istismarı yere serdi. Annelerin çocukların hayalleriyle, babaların onurlarıyla buluşturdu. 

Bak, beni kızdırmayın! PKK terör örgütü… Bak, beni kızdırmayın! Köylere gitti, kocalarını evden çıkardı, kadınlara tecavüz etti! Alçaklar, alçaklar! Alçaklar! Bak, beni konuşturmayın. Bak, beni konuşturmayın!

Hastaneler, yollar, üniversiteler, spor salonları, salonlar, okullar, anaokulları, bilgisayar kodlama sınıfları, gençlik merkezleri, kütüphaneler, organize sanayi siteleri, kadın merkezleri, kayak merkezleri yaptık. Merak eden gitsin baksın. Komisyonda anlatmıştım Hakkâri'yi, gidin bakın. Kars'ta Hanlar Geçidi'nde 2.300 metre rakımda duble yollar; Binali Ağabey Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla beraber yaptı. Ağrı'da tekstil atölyeleri, ayakkabı fabrikaları var. Hakkâri'de neler var anlatayım mı sadece iki yılda yapılan?

Bizim yaptığımız sadece terörle mücadele değildir. Bu, aslında emperyalizmin bütün kollarıyla mücadeledir. Bu, bir kalkınma mücadelesidir. Bu mücadeleyi gelişigüzel yapmadık. Bu mücadelede üç sac ayağımız var: Birisi, halkın huzur ve mutluluğu. İkincisi, yatırım refahı ve kalkınma. Üçüncüsü de orada yaşayan insanlara güvenilir bir gelecek duygusudur. Bu felsefe küresel güçler ve Batı tarafından defalarca her türlü araçlar ve örgütlerle PKK/PYD-FETÖ-DEAŞ-DHKP-C gibi maşalarla hedef alındı ama hiçbir sonuç alamadılar. Onların saldırılarına karşı milletin desteği, devletin gücü, inancımız ve siyasi kararlılıkla mücadele ettik. Allah'ın izniyle başardık, başarıyoruz.

Türkiye içerisinde… Sizi kurtarıyorum sizi. Bu memleket sizi kurtarıyor, Tayyip Erdoğan sizi kurtarıyor. Üç yüz yirmi teröriste indi ve örgüte katılım 2014 yılında 5.558 iken Allah'a şükür bugün 52'ye indi. Çocuklarımızı dağa göndermiyoruz artık, göndermiyoruz artık, göndermiyoruz artık.

Ve ikna yoluyla, sadece bu yıl, dünyada hiçbir yerde yok, ikna yoluyla, aileleriyle, 10 bin aileyle görüşüyoruz yaklaşık. 230 terörist sadece bu yıl geldi ve adalete teslim oldu. PKK'ya güvenmediler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ve bu milletin kucağına güvendiler.


Başkan bırakıyorum. Elli yıllık bir hesabı görüyoruz, elli yıldır bu memleketin kanını emdiler, bunlar da siyasetini yaptılar, elli yıldır. Merak etmeyin, bu kış terör örgütünü mağaralarında yalnız bırakmayacağız, onlara sürprizimiz var, onlara ecel teri döktüreceğiz, onları üşütmeyeceğiz! 

FETÖ'yle ilgili bir şey söyleyeyim.

Sayın milletvekilleri, FETÖ'yle ilgili bu söyleyeceklerim benim içerisinde bulunduğum dört yıllık mücadelenin bir özetidir. FETÖ bir istihbarat örgütüdür, FETÖ bir terör örgütüdür ama FETÖ'nün yaptığı önemli bir şey vardır. Biz 2200 yıllık bir devlet geleneği sahibiyiz değil mi, çok zorluklar çektik. Geldiler kafamıza bastılar ama devletin içerisindeki omurganın sağlamlılığı bize yeniden bir devlet kurdurdu, yeniden özgürlüğe, yeniden bağımsızlığa getirdi. FETÖ'yü kurgulayanlar bir tek şey yaptılar, o yaptıkları da şuydu: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin omurgasını içerisinden almaktı ve yapmak istedikleri Balkanlarda, Türki devletlerde ve Müslüman devletlerde tamamen budur ve yapmak istedikleri Müslüman coğrafyayı, Türk coğrafyayı ve etrafımızdaki coğrafyayı Amerika'ya peşkeş çekmektir. Yapmak istedikleri, onların önünde diz çökertmektir. Şunu ifade edeyim: Allah'a şükürler olsun, bunu beceremediler ve devletin omurgası bugün dimdik ayakta durmaktadır. Bir gün beni çağırırsanız, özel olarak, sadece jandarma mahrem imamındaki yapılanmayı burada size anlatmak isterim. İnanın, aklınız başınızdan gider. Bir saat verin ve Türkiye'de bu adamların nasıl bir yapılanma içerisinde olduğunu size ifade edeyim; inanılır gibi değil. Dört yıldır yaşadığım bütün tecrübelerden kendim korkuya kapıldım. 

Böyle bir anlayış yok; insanların yatak odalarına girip yatak odalarında sorgular yapan, hayatlarının her anını bir yönetmelikle dizayn eden tehlikeli bir örgüt. 

Medeniyetimizin güneşi, tarihte olduğu gibi, yeniden bu kadim coğrafyada tüm insanlığa ışık olacaktır. Bugün verdiğimiz halisane mücadele, adil milletimizin sadece şerefi ve gururu değil, aynı zamanda insanlık beratı olacaktır. 

Türkiye'nin yapacak çok işi var, milletimizin yapacak çok işi var, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Cumhur İttifakı'nın yapacak çok işi var. Allah bizi, milletimize, medeniyetimize, bize bırakılan tarihî mirasa mahcup etmesin. 

Sponsorlu Bağlantılar---
Kaynak: Haber Merkezi

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Bitcoin BTC düşüş ve yükseliş eğilimi
Bitcoin BTC düşüş ve yükseliş eğilimi
Güldüren yüz Kemal Sunal yaşıyor mu, öldü mü reklam filmi dikkat çekti
Güldüren yüz Kemal Sunal yaşıyor mu, öldü mü reklam filmi...