Cumhur ittifakı ortak miting yapabilir

Cumhur ittifakı ortak miting yapabilir

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, 24 Haziran'da MHP ile ortak miting olup olmayacağına ilişkin ortak miting ihtimalinin olduğunu, yer ve tarihin kesinleşmediğini açıkladı.

09 Mayıs 2018 - 18:49

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bir basın toplantısı düzenledi. Gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı.

SOSYAL MEDYADAN MANİPÜLASYONLARA GİRİŞMEK, NETİCE VERMEYECEK BEYHUDE ÇABALARDIR

Soru: “Cumhurbaşkanımızın yaptığı bir açıklama üzerine. ‘Milletimiz tamam derse ancak o zaman kenara çekiliriz’ sözlerinin ardından, sosyal medyada ‘tamam’ mesajlarıyla başlatılan kampanyanın bir algı operasyonuna dönüştüğünü düşünüyor musunuz? Yine ‘devam’ mesajlarına da bir sansür uygulanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İkinci sorum da, atamayan öğretmenler konusunda olacak. Bu noktada bir hazırlık var mıdır? Yaz ayları için öğretmenlere bir atama müjdesi verilecek mi?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi sosyal medya tabii etkin bir iletişim aracı, çağımızın önemli mecralarından birisi. Buna bigâne kalmak mümkün değil. Fakat sosyal medyayı kullanarak birtakım manipülasyonlara girişmek de netice vermeyecek beyhude çabalardır. Biz geçmişte daha önceki seçimlerde, başka olaylarda, Gezi olaylarında ve başka yerlerde de bu tür şeyleri çok yaşadık, çok tecrübe ettik. Bunun nihai kararını verecek olan milletimizdir. Sandığa gittiği zaman vereceği karar asıl belirleyici olacaktır. Bu, sosyal medyaya ilgisiz kalalım, kullanmayalım anlamına gelmez.

Ama dediğim gibi, burada birtakım işte bot, sahte hesaplar üzerinden manipülasyonların yapılmasının bir netice vermediğini geçmişte, bundan sonra da vermeyeceğini bir kez daha ifade etmek isterim. Biz gerçeklerle uğraşalım. Zaten hayatımızda çok fazla sanal şey var, gerçekler her şeyi ortaya çıkaracak.

24 HAZİRAN’DA MİLLETİMİZİN KARARININ NE OLACAĞINI HEP BİRLİKTE GÖRECEĞİZ

24 Haziran’da milletimizin önüne sandık konulduğunda milletimizin kararının ne olacağını hep birlikte göreceğiz. Biz tabii ki bu kararın devam olacağını öngörüyoruz, düşünüyoruz, inanıyoruz. Bu konuda güvenimiz tam, en ufak bir tereddüdümüz yok. Şu kadar tweet atılmış, bu kadar TT olmuş vesaire, bunlar açıkçası çok bağlayıcı şeyler değil. Aslolan milletimizin aklıyla, vicdanıyla o gün vereceği karardır ve biz de bütün gayretimizi, çabamızı buna teksif etmiş durumdayız.

25 BİN ÖĞRETMEN ATAMASI İÇİN ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR

Öğretmenlerle ilgili 20 bin artı 5 bin, yani toplamda 25 bin öğretmenin ataması için çalışmalar şu anda devam ediyor. Millî Eğitim Bakanımızın bu konudaki çalışması sürüyor. Bu önümüzdeki haftalarda, aylarda işte mülakatlar, atamalar vesaireler tamamlanacak ve Eylül ayı itibariyle de 25 bin yeni öğretmenimiz yeni öğretim yılında görevlerine başlayacak.”

İRAN HALKININ YAPTIRIMLARDAN OLUMSUZ YÖNDE ETKİLENMESİNİ ARZU ETMEYİZ

Soru: “Amerika’nın tek taraflı nükleer anlaşmadan çekilmesi konusunda Türkiye’nin temaslarının süreceğini söylediniz. Bu konuda gerek Amerika tarafı Trump’la ya da İran Cumhurbaşkanıyla Cumhurbaşkanının bir görüşmesi söz konusu mudur?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Hemen yakın planda bugün yarın planladığımız bir görüşme trafiği yok, ama olabilir. Yani bu konu küresel siyaseti de ilgilendiren, bölge dinamiklerini de ilgilendiren bir konu. Biz dün açıklamalarımızı yaptık. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız bir uluslararası televizyon kanalına verdiği mülakatta da bu konuyu açtı. Oradaki bizim temel mesajımız; Bu tür kavgaların kazananı olmaz. Her şeyin bu kadar iç-içe geçtiği, karşılıklı bağımlılık ilişkilerinin güçlendiği küresel bir dünyada siz bir adım attığınızda bunun sonuçlarının ne olacağını hesaplamak zorundasınız. ‘Ben sadece kendi ekonomimi ya da kendi siyasi ya da stratejik önceliklerimi düşüneyim, başkalarına bunun nasıl yansıyacağını, nasıl etki yapacağını dikkate almayayım’ diyemezsiniz. Bu dünya öyle bir dünya değil. Çünkü eninde sonunda bu etki gelip sizi de bir yerden vurur, size de zarar verir. Dün Cumhurbaşkanımız da zaten bu yönde değerlendirmeler yaptı. Tabii bu karardan Amerika Birleşik Devletleri vazgeçer, vazgeçmez, artık bu onların kararı. Ama biz özellikle yeni getirilen yaptırımları yakından takip edeceğiz. Çünkü bu sadece Amerika Birleşik Devletleri’ni değil Avrupa ülkelerini, Türkiye’yi, Türk firmalarını, Avrupa firmalarını da etkiliyor.

Tabii öncelikle bunların yanı sıra İran halkının da bu yaptırımlardan olumsuz yönde etkilenmesini biz arzu etmeyiz. Yani bu yönde bize düşen herhangi bir sorumluluk söz konusu olduğunda da bunu yerine getirmekten çekinmeyiz. Bölgede zaten yeteri kadar gerilim var, Suriye meselesi, Irak meselesi, işte etnik-mezhebi gerilimler, devam eden savaşlar vesaire… Bütün bunlarla düşündüğünüzde bunlara yenilerini eklemenin devlet aklıyla bağdaştırılır bir tarafı yok. Dolayısıyla biz bu gerilimleri daha da artıracak değil tersine minimize edecek bir çabanın içerisinde olacağız.”

YUNANİSTAN’DAKİ FETÖ’CÜLERİN İLTİCA TALEPLERİNİN KABUL EDİLMESİ, HUKUK ADINA BİR SKANDALDIR

Soru: “Yunanistan’daki FETÖ davaları da bir yandan devam ediyor. Yunanistan İltica Bürosu darbe girişimi sonrası Yunanistan’a kaçan eski askerlerden birinin daha iltica talebini kabul etti, bu noktada bir yorumunuz olacak mı?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi bu sekiz darbeci askerden, yani sekiz teröristten ikincisinin iltica talebinin kabul edilmesi vahim bir durum. Biz bunu Yunan makamlarıyla bakın bir buçuk yıldan fazla bir zaman oldu, Temmuz’da iki yıl olacak, defalarca konuştuk. Kendilerinin birtakım gayretlerinin olduğunu biliyoruz, fakat bunların yeterli olmadığını ve bu terörist darbeci askerlerin ellerini-kollarını sallayarak yanı başımızdaki bir ülkede, hem de bir AB ülkesinde dolaşmalarına izin verildiği gerçeği de önümüzde duruyor. Şimdi buna bizim tepkisiz kalmamız mümkün değil. Yani bir tarafta hukukun üstünlüğü diyeceksiniz, darbelere karşı demokrasi diyeceksiniz, seçimle iş başına gelmiş bir hükûmeti devirmeye çalışmanın, onun cumhurbaşkanını öldürmeye çalışmanın bir suç olduğunu, anayasal bir suç olduğunu söyleyeceksiniz, ama öbür tarafta da bunlarla ilgili şu veya bu gerekçeyle bir adım atmayacaksınız! Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Ve herkes biliyor ki; bu sekiz asker Türkiye Cumhuriyeti’nin iki tane helikopterini çalarak gittiler Yunanistan tarafına ve bunlar Cumhurbaşkanımızı ve ailesini öldürme kastıyla Marmaris’e gitmiş kişilerdi, bunları herkes biliyor.

Buna ilaveten biz bunlarla ilgili onlarca dava dosyası gönderdik, iddianame gönderdik. Onlar hakkındaki bütün bilgileri-belgeleri ortaya koyduk. Bütün bu çabalarımıza rağmen bırakınız bunların iadesini, bunların serbest bırakılması ya da iltica taleplerinin kabul edilmesi hukuk adına da bir skandaldır. Siyasi açıdan da elbette ikili ilişkilerimizi olumsuz yönde etkileyecek bir gelişmedir. Bunu zaten aslında kendileri de biliyorlardı. Yani gözaltı ya da tutuklama süresinin 18 ayın sonunda sona ereceğini biliyorlardı ve biz bununla ilgili bütün çağrılarımızı yaptık. Yine hukuk sistemi içerisinde, yine ikili anlaşmalar çerçevesinde çağrımızı yaptık.

FETÖ İLE MÜCADELEYE, DÜNYANIN HER YERİNDE KARARLI BİR ŞEKİLDE DEVAM EDECEĞİZ

Tersi olsaydı, bir başka ülkede, Yunanistan’da veya Almanya’da veya Fransa’da darbe girişimini yapıp o ülkenin cumhurbaşkanını öldürmeye kasteden bir grup insan Türkiye’ye gelseydi ve biz bunları bir buçuk yıl burada şu veya bu gerekçeyle tutsaydık, korusaydık, işte hukuk bilmem ne vesaire diyerek bu süreleri bunlara verseydik, bir de bunun üzerine iltica taleplerini kabul etseydik bu ülkelerin tepkisi ne olurdu? Biz bu tepkiyi verdiğimiz zaman, Türkiye işte aşırı tepki veriyor vesaire diyorlar.

Bakın hâlâ maalesef bazı Avrupa ülkeleri 15 Temmuz günü yaşanan hadisenin vahametini kavrayamamış durumdalar. Söze gelince biz darbeye karşıyız diyorlar, darbeleri desteklemiyoruz, biz demokrasinin yanındayız diyorlar. Ama eyleme gelince maalesef ortada işte ikinci askerin iltica başvurusunun kabul edilmesi gibi vahim bir durum var. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Biz burada Yunan tarafından somut adımlar bekliyoruz. Aynı şekilde Avrupa’ya kaçan, Amerika’ya kaçan diğer FETÖ’cü teröristlerle ilgili de bu çağrımızı tekrar ediyoruz ve onlarla ilgili de her türlü hukuki yolu yine hukuk çerçevesinde takip edeceğimizi, devreye sokacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Onların yaklaşımı, pozisyonu ne olursa olsun Türkiye, FETÖ terör örgütüyle dünyanın her yerinde en kararlı şekilde mücadeleye devam edecektir.”

MHP İLE ORTAK BİR MİTİNG YAPILABİLİR

Soru: “Kampanya süreci başladı dediniz. Sayın Cumhurbaşkanının Sayın Bahçeli’yle birlikte ortak bir mitingi söz konusu mu, böyle bir şey planlanıyor mu?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Evet, böyle bir ihtimal var. Henüz dediğim gibi çok kesinleşmiş, tarihi, yeri, şekli netleştirilmiş bir kampanya programı henüz oluşmadı, şu günlerde oluşuyor. Böyle bir ihtimal de var, Milliyetçi Hareket Partisiyle ortak bir miting de yapılabilir, son tahlilde Cumhur İttifakı’nın bir mitingi olarak. Dolayısıyla Büyük Birlik Partisi de buna katılabilir. Bu Cumhur İttifakı’nın gücünü, birlik ve beraberlik ruhunu, duygusunu yansıtacak önemli bir miting olacaktır mutlaka. Zaten sokağa çıktığınız zaman, kamuoyunu şöyle izlediğiniz zaman, Cumhur İttifakı’nın gerçek manada sahiplenildiğini, kabullenildiğini de görüyorsunuz. Dolayısıyla bunu bir mitingle, ortak birtakım programlarla taçlandırmak da elbette güzel olacaktır.”

İRAN, ÖNEMLİ BİR TİCARET ORTAĞIMIZDIR

Soru: “ben de bu İran yaptırımlarına ilişkin biraz ayrıntı rica edeceğim. Trump’ın kararını açıklamasından sonra şimdi yaptırımlara ilişkin ayrıntıların onu takip etmesi bekleniyor. Ticari yaptırımlar içinde de İran’la ticaret yapan ülkelere yönelik önlemler de söz konusu olabileceği belirtiliyor. Türkiye’nin de son dönemde İran’la artan bir ticaret grafiği var. Buna ilişkin Türkiye’nin tutumuna dair biraz ayrıntı, ipucu verebilir misiniz?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “İran bizim önemli bir komşumuzdur, önemli bir ticaret ortağımızdır. İran’la çok önemli enerji anlaşmalarımız var, ithalat-ihracat anlaşmalarımız var. Sınır ticaretimiz var ve birçok alanda yürüttüğümüz çok önemli siyasi, ekonomik ilişkiler var. Daha önce de biliyorsunuz İran’a yönelik bu tür yaptırımlar uygulandı. Bundan İran halkı zarar gördü, bundan bölge ülkeleri zarar gördü. Yani biz bu tür çatışmacı yaklaşımlardan ziyade daha angaje edici, kucaklayıcı bir yaklaşımın isabetli olacağı kanaatindeyiz. Biz İran’la ilişkilerimizi de hep bu çerçevede yürüttük. Bu, İran’la her konuda anlaştığımız manasına gelmiyor. Suriye konusunda anlaştığımız yerler var, anlaşamadığımız yerler var. Irak konusunda ve diğer konularda… Ama terörle mücadeledir, ticarettir, sınır güvenliğidir, bu tür konularda da yürüttüğümüz ortak projeler var. Dolayısıyla tabii o yeni yaptırım rejiminin detaylarını bir görmemiz lazım. Ne kapsamda yapacaklar, hangi ülkeleri ya da ticari şirketleri buna dâhil edecekler, hangi ticaret kalemleri bunun içinde olacak, bunların hepsini göreceğiz. Yani 2015 öncesi rejimin aynısı mı uygulanacak, o revize mi edilecek, onların somut çıktıklarını bir görelim. Ama prensip olarak bu kararın dediğim gibi bölgede istikrarsızlığı körükleyeceği, yeni çatışmalara yol açacağına dair bizim ciddi endişelerimiz var.

CUMHURBAŞKANI ADAYI MUHARREM İNCE’NİN RANDEVU TALEBİ

Soru: “CHP’nin adayı Muharrem İnce’nin Sayın Cumhurbaşkanı’ndan bir randevu talebi vardı Genel Merkezde gerçekleşmesi beklenen. Bunun tarihi belli oldu acaba?

Bir de, 20 Mayıs’ta Avrupa’da Saraybosna’da bir buluşma gerçekleşecek. Avrupa’da diğer ülkelerde ya da kentlerde netleşen bir buluşma takvimi var mı acaba?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi Sayın Muharrem İnce’nin randevu talebi bize ulaştı. Sayın Cumhurbaşkanımız da ifade ettiler, uygun bir zamanda AK Parti Genel Merkezinde kendisi kabul edecek. Program üzerinde çalışılıyor. Bu önümüzdeki birkaç gün içinde bu olabilir.

Şunun da altını çizeyim: Cumhurbaşkanımız siyasi nezakete son derece ehemmiyet veren bir liderdir. Bu nezaket çerçevesinde elbette Sayın İnce’yi kabul edecektir, görüşecektir. Çünkü baştan beri bakın kampanya, daha doğrusu şöyle söyleyeyim, seçim tarihinin ilan edildiği günden itibaren biz bu seçim kampanyasının yapıcı söylemlerle inşa edilmesi gerektiğinin hep altını çizdik. Nitekim 6 Mayıs’ta İstanbul’daki manifesto toplantısında da Cumhurbaşkanımız bunun mesajlarını çok açık ve net bir şekilde verdi. Şimdi bunun dışında yollara tevessül etmek, manipülatör, seviyesiz, düzeysiz yaklaşımlar, saldırılar bizim kabul edebileceğimiz bir tarz değildir, Cumhurbaşkanımızın siyaset tarzına da aykırıdır. Dolayısıyla, bu kabul elbette bu çerçevede gerçekleşecektir, görüş alışverişinde bulunacaktır, karşılıklı olarak ‘hayırlı olsun’ denecektir. Ama biz kendi koyduğumuz ilkeler çerçevesinde, kendi yol haritamız çerçevesinde bu kampanyayı da en etkili bir şekilde yürüteceğiz. Dolayısıyla, hani randevu verilmesinde herhangi bir sıkıntı yok, ama dediğim gibi gün ve saat olarak özel kalemler bunu çalışıyorlar. Muhtemelen önümüzdeki birkaç gün içinde bu görüşme de gerçekleşebilir.

“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ, AVRUPA TÜRK DEMOKRATLAR BİRLİĞİ’NİN BOSNA HERSEK’TEKİ KURULTAYINA KATILACAK”

Şimdi 20 Mayıs’ta bildiğiniz gibi bizim Avrupa’da daha önce kurulmuş olan vatandaşlarımızın Avrupa Türk Demokratlar Birliği adında bir derneği var. Bunlar hemen hemen bütün Avrupa’nın her yerinde örgütlenmiş önemli bir STK’mız. Orada demokrasi, seçimlere katılım, vatandaş hakları, sivil haklar, bütün bu alanlarda güzel çalışmalar yaptılar, yapıyorlar. Son yıllarda daha da açılarak başka ülkelerin vatandaşlarıyla güzel temaslar kurdular. Çok başarılı bir bölgesel diyeyim bütün Avrupa’yı kapsadığı için, bir STK hâline geldi. Onların bu yılki kongresi, olağan kongresi 20 Mayıs’ta Bosna Hersek’te Saraybosna’da yapılacak ve Sayın Cumhurbaşkanımızı da buraya davet ettiler. Kendisi de bu davete icabet etti. Dolayısıyla şu anda orada bu büyük buluşma gerçekleşecek. Sayın Cumhurbaşkanımız hem Avrupa Türk Demokratlar Birliği’nin Kurultayına, mensuplarına, hem Avrupa’daki vatandaşlarımıza mesajlarını verecek.

İNGİLTERE KRALİÇESİ VE BAŞBAKAN MAY İLE GÖRÜŞME

Tabii bizim içerideki kampanya programımız, bir de süre az olduğu için, şurada 40 günden az bir zaman kaldı, şu anda planlanan başka bir Avrupa seyahati yok. Dediğim gibi bir İngiltere olacak bu hafta sonu. Cumhurbaşkanımız da o seyahat çerçevesinde Tatlı Dil Forumu’nun kapanış yemeğine katılacak. Ardından İngiltere Başbakanı Sayın May’le, İngiliz Kraliçesiyle görüşmeleri olacak. Bu arada iş çevreleriyle, basın mensuplarıyla da Londra’da temasları olacak. Zaten dediğim gibi, yani biz buradaki kampanyayı başlattığımızda 30’a yakın ili ziyaretten bahsediyoruz. Bu yani sadece bir günlük ziyaret gibi düşünmeyin, onun sağında solunda onlarca program oluyor biliyorsunuz; kabuller programlar. Bu arada devlet yönetme işi devam ediyor kampanyayla birlikte. Dolayısıyla, ağırlığımız bu içerideki kampanyaya olacak, oraya yoğunlaşacak. Ama 20 Mayıs’ta da Saraybosna’da bu buluşmayı gerçekleştireceğiz.”

“PİYASADA DOLANAN SPEKÜLATİF HABERLER YERİNE RESMÎ AÇIKLAMALAR ESAS ALINMALI”

Soru: “Ekonomiyle ilgili önemli bir toplantı olacağını söylediniz Külliyede. Özellikle son günlerde dövizdeki aşırı artışı da dikkate aldığımızda bu artışı durdurmak için bir ekonomik tedbir paketi buradan çıkabilir mi? Bununla ilgili ne gibi somut adımlar atılması planlanıyor acaba?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi arkadaşlar, bildiğiniz gibi geçen haftaydı zannediyorum, biz Özbekistan ya da Kore’deyken Sayın Başbakanımızın zaten bir paket açıklaması oldu. Yani emeklilerle ilgili, imar barışıyla ilgili ve diğer konularla ilgili. Mesela bunu böyle bir paket gibi isimlendirmek çok doğru olmaz. Zaten hükûmetimiz bu konuda çok kapsamlı bir çalışma yaptı ve bunu açıkladı. Daha bu sabah Maliye Bakanımız Sayın Naci Ağbal da, yurt dışından buraya varlık getirecek kişilerle ilgili birtakım teşviklerin hayata geçirileceğini ifade etti.

Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu tür toplantılar aslında devlet yönetiminin normal seyri içerisinde dönem dönem yapılır, tedbirler alınır, politikalar belirlenir ve hayata geçirilir. Yani buradan bir olağanüstülük ya da bir panik hâli çıkartmak doğru olmaz. Dolayısıyla hani piyasada dolanan spekülatif haberler yerine, bu dolarla ilgili olur, borsalarla ilgili olur, yabancı yatırımla ya da uluslararası sermayeyle ilgili, başka konularla ilgili olabilir, onun yerine resmî makamların yaptığı açıklamaları esas almakta fayda var. Tabii şimdi toplantının içeriğiyle ilgili daha toplantı başlamadan benim bir şey söylemem takdir edersiniz ki uygun olmaz. Ama döviz meselesi olsun, diğer konular olsun bu toplantıda etraflı bir şekilde ele alınacak.”

“TEL RIFAT’TA BİR TERÖR TEHDİDİ SÖZ KONUSU OLURSA, TÜRKİYE ORAYA DA MÜDAHALE ETMEKTEN KAÇINMAZ”

Soru: “İlk sorum; önümüzdeki hafta Amerika Birleşik Devletleri İsrail’deki Büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacak. Bu konuyla ilgili Türkiye İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanlığı yapıyor. Ne tür önlemler alınacak? Yani bir paket var mıdır, bir yaptırım uygulanacak mıdır Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’e?

Konuşmanızın başında belirttiniz, özellikle Afrin Harekâtıyla birlikte artık bölgedeki terör unsurlarının büyük oranda kontrol altına alındığı ve terörist unsurlarının engellendiğini. Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz aylarda yeni hedef olarak Tel Rıfat’ı göstermişti. Bu söylediklerinizden bu bölgeye herhangi bir operasyon yapılmayacağını mı anlamalıyız.”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Şimdi ikinci sorunuzdan başlayayım. Tel Rıfat, hemen biliyorsunuz Afrin’in hemen Güneydoğu’sunda bulunan bir yer. Aslında orada da büyük oranda PYD-YPG varlığı neredeyse sıfırlanmış durumda. Ama daha önemlisi, Tel Rıfat’tan PYD-YPG teröründen dolayı kaçmak zorunda olan, Azez’e gitmek durumunda olan binlerce, on binlerce insan var. Geçtiğimiz haftalarda da bunlar birçok gösteriler yaptılar, taleplerde bulundular, biz tekrar evimize, köyümüze, şehrimize dönmek istiyoruz diye. Bu konuyu biz Ruslarla görüşmeye devam ediyoruz. Tel Rıfat’ta herhangi bir terör tehdidi, riski söz konusu olması hâlinde Türkiye oraya da müdahale etmekten asla kaçınmaz, Afrin’de yaptığımız gibi, Cerablus bölgesinde yaptığımız gibi. Yani bu konuda kararlılığımız son derece net ve dünyanın malumu.

“ABD’NİN KUDÜS KARARI BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR”

Kudüs meselesine gelince… Biz daha önce de ifade ettik, bildiğiniz gibi Amerika Birleşik Devletleri’nin aldığı bu kararı tanımadığımızı. Sadece biz değil, yani Birleşmiş Milletler’de 128 ülke tek ses hâlinde bu kararı tanımadığı ifade etti. Şimdi İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı sıfatıyla da Sayın Cumhurbaşkanımız bu konudaki çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. Yani 14’ünde ki İsrail’in kuruluş yıl dönümü oluyor, ama Filistinlilere göre Nakba’nın, yani büyük felaketin başlangıç tarihidir o, Amerika Birleşik Devletleri’nin elçiliğini oraya taşıması gene bizim için yok hükmündedir.

“RAMAZAN AYINDA FİLİSTİNLİ MÜLTECİLER İÇİN BÜYÜK BİR YARDIM KAMPANYASI BAŞLATILACAK”

Biz Filistin yönetimiyle, hem Batı Şeria, hem Gazze olarak yakın ilişkilerimizi devam ettireceğiz. Özellikle Kudüs ve çevresindeki tarihî, dini eserlerin ve o bölgenin tarihî, dini kimliğinin korunması noktasındaki çalışmalarımızı da yoğun bir şekilde devam ettireceğiz. Geçen yıl burada yapılan zirvede bildiğiniz gibi bir karar da alınmıştı. Bununla ilgili bir fon oluşturulması ve Kudüs ve civarındaki hem vatandaşların, hem tarihî eserlerin, yani okuldur, camidir, hastanedir vesairedir, işte tarihî binalardır, surlardır vesaire, bunların korunmasıyla ilgili bir fon da oluşturuldu. Bununla ilgili çalışmalar da devam ediyor.

Bir diğer önemli konu da, dün biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler Filistin Mülteciler Komiserini kabul etti, UNRWA diye bilinen. Ve orada da Amerika Birleşik Devletleri’nin bu Kudüs kararı çerçevesinde Filistinli mültecilere verdiği fonu kesmesiyle ortaya çıkan durumu telafi etmek için bir çalışma başlatıldı. Ve Ramazan ayı boyunca bütün İslam ülkelerinde Filistinli mülteciler için, hem Batı Şeria’da, hem Gazze’de yaşayan Filistinliler için büyük bir yardım kampanyası yapılacak. Endonezya’dan Malezya’ya, Pakistan’dan Bangladeş’e, Türkiye’den Fas’a, işte Mısır’dan Cezayir’e kadar bütün İslam ülkelerinde kapsamlı bir yardım kampanyası başlatılacak. Bu da gene Cumhurbaşkanımızın İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı sıfatıyla hem katılacağı, hem de destekleyeceği bir kampanya olacak. Kendisi İslam ülkeleri liderlerine ve gözlemci ülkelerine bir mektup gönderecek bununla ilgili ve bu kampanyaya katılmaları çağırısında bulunacak.

Dolayısıyla Birleşmiş Milletler ile birlikte biz Filistinli mültecilere sahip çıkmak için bu geniş kapsamlı kampanyayı da önümüzdeki günlerde Ramazan ayı içerisinde başlatacağız. Bunun koordinasyonu da Başbakan Yardımcımız Sayın Recep Akdağ yürütecekler. STK’larımız; AFAD’dır, Kızılay’dır, Diyanet’tir, işte yayın kuruluşlarımız, özel sektör, diğer STK’lar hep birlikte bu kampanyaya katılarak Filistinli mültecilerin ihtiyaç duyduğu maddi imkânların sağlanması için gerekli çalışmayı da yapacağız.

Dolayısıyla bu vesileyle tekrar ifade edeyim, yani Filistin halkı yalnız değildir. Hangi ülke ne kararı alırsa alsın, İsrail istediği işgal politikalarını istediği şekilde devam ettirirse ettirsin Filistin halkı yalnız değildir, Kudüs yalnız değildir. Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir ve bu pozisyonumuzda en ufak bir değişiklik söz konusu olmayacaktır."

Kaynak: Haber Merkezi

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Sanayi işletmeleri öncelikli
Sanayi işletmeleri öncelikli
Bakan Varank, Samsun kendini ispatladı
Bakan Varank, Samsun kendini ispatladı